fbpx
Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Hastaların kilo almasına neden olan psikolojik etmenler nelerdir? Kilo verme sürecinde yaşanabilecek zorluklar ve bunları aşmak için psikolojik destek alınması gereken durumlar...
Obezitenin psikolojik sebepleri.

Obezite Tedavisinde Psikolojik Desteğin Önemi

Obezitenin genetik, metabolik, çevresel sebeplerinin yanında psikolojik ve davranışsal sebepleri de vardır. Hastanın kilo alma sebebi metabolik olduğunda ve hasta obezitenin kendisine verdiği zararın farkında olup kararlılıkla tedaviye devam ettiğinde hedeflenen zamanda başarıya ulaşabilirken, duygusal yeme bozuklukları ya da yemek bağımlılığı yüzünden kilo alan kişilerde durum daha karmaşıktır. Bu hastaların obezite tedavisinde başarı sağlanması daha zor olabilmektedir. Öncelikle bu hastalar sürekli değişebilen ruh durumları ile kararlılık sergilemekte zorlanırlar. Diyetlerine uymayıp sıkça kaçamak yapabilir, sonrasında da daha yoğun pişmanlık duygusu yaşayabilirler. Obezitenin hem sebebi hem sonucu olabilecek depresyon da bu hastalarda sıkça görülmektedir.

“Duygusal Yeme” Nedir?

Duygusal yeme öfke, utanç, üzüntü, karamsarlık, hayal
kırıklığı gibi duygu durumlarıyla kişinin yemek yiyerek başa çıkmaya
çalışmasıdır. Fizyolojik olarak insanoğlu uyku ve sindirim sırasında rahatlar
ve stresten uzaklaşır. Günlük hayatta stresle doğru yollarla başa çıkma
konusunda bazı kişiler çok da yetenekli olmayabilirler. Stres altında oldukları
anda atıştırmaya yönelerek bu geçici rahatlama ile kaçmaya çalıştıkları
duygulardan uzaklaştıklarını düşünürler. Çocukluk çağından beri sevilme, değer
görme gibi duygusal ihtiyaçları giderilmeyen kişiler, duygusal açlığı gidermek
için yemek yemeyi tercih edebilir. Hayatla başa çıkabilmek için yemeğe sarılanların
zaman içerisinde bunu alışkanlık haline getirip hızla kilo almaları
kaçınılmazdır. Ve sonunda obezite de bu hastalar için büyük bir stres kaynağı
olur ve bunu yemeye devam ederek atlatmaları imkansızdır. Yememek için
direnirler mutsuz olurlar, mutlu olabilmek için yerler pişman olurlar ve pişmanlık
duygusundan kurtulmak için de yine yemek isterler çünkü bildikleri başka bir
baş etme yolu yoktur. Bu hastalara sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırabilmenin
tek yolu profesyonel destek verilerek stresle baş etmeyi de öğretmektir.

Duygusal yemenin yanında bir de yemek bağımlılığı vardır.
Her ne kadar ikisi de aynı gibi algılansa da belirgin farkları vardır. Haydi
bir de ona bakalım.

Yiyerek mutlu olmaya çalışan insan.

Yoksa Bağımlı Olduğunuz İçin mi Kilo Alıyorsunuz?

Bağımlılık kısaca kişinin yaşantısını olumsuz etkilediği
halde haz aldığı maddeden veya davranıştan vazgeçemeyip, tekrar tekrar hazzı
arzulama durumudur. Yemek yeme bağımlılığı da diğer bağımlılıklardan hiç farklı
değildir. Peki bağımlılık nasıl oluşur?

Yemek yediğimizde vücudumuzda dopamin salgılanır ve dopamin
kabaca mutluluk hormonudur. Beyinde dopamin seviyesi arttığı zaman kişi kendini
iyi hissetmeye başlar. Madde kullanıcılarında beyindeki haz yolağında önemli
değişiklikler olur. Madde kullanıldığı sırada kendini abartılı şekilde iyi
hisseden kişi bir süre sonra aynı miktardaki madde ile haz alamamaya başlar.
Çünkü beynindeki dopamin D2 reseptörlerinin duyarlılığında azalma olmaya
başlamıştır. Haz yoksunluğu yaşayan kişi aynı haz duygusunu sağlamak için artan
miktarlarda madde kullanmaya başlar ve nihayetinde bağımlı olur.

Yemek bağımlılığını madde bağımlılığı ile karşılaştırmak
biraz abartı gibi görünse de durum pek de öyle değildir. Yemek yediğimizde
dopamin sadece haz aldığımız için limbik sistemden salgılanmaz. İnsanların
yaşamını sürdürmek için de yemek yemeye ihtiyacı vardır ve kalori ihtiyacı için
de hipotalamustan yine dopamin salgılanır. Dopamin iştah ve yeme kontrolü
üzerinde doğrudan etkilidir. Dopamin d2 reseptörlerinin duyarlılığı azaldıkça kişinin
duygu ve davranışlarını kontrol etmesi zorlaşır, yemek yemek bir bağımlılık
haline gelir. Ayrıca araştırmalar beden kitle indeksi arttıkça d2 reseptör
sayısının azaldığını da göstermektedir. Bağımlılık ilerledikçe kilonuzun
artması, kilonuz arttıkça da bağımlılığın şiddetlenmesi olasıdır.

Yemek bağımlılığı yüzünden obez olan hastaların tedavi
sürecinde karşılaştığı en büyük sorun haz yoksunluğu dolayısıyla yemek
bağımlılığı yerine başka bağımlılıklara meyletmektir. Öncesinde alkol kullanmayan
hastalar tedavi sonrasında alkole yönelebilmektedir. Madde yada sigara
bağımlılığı da gelişebilmekte hatta sık rastlanmasa da kumar ya da alışveriş
bağımlılığı gibi davranışsal bağımlılıklar gözlenen hastalar da olmaktadır.

 Bağımlılığa meyilli
kişiliği olan kişiler bir bağımlılığın yerini diğeriyle doldurma ihtiyacı
hissederler. Sigarayı bırakıp kilo alan kişilerin sayısının oldukça fazla
olması buna güzel bir örnektir. Sigara kilo almayı önlediği için değil, kişiler
sigara bağımlılığının yerine yeme bağımlılığını koydukları için kilo alırlar.
Kısacası yeme bağımlılığı olan kişilerde bu durum önemsenmeli ve obezite
tedavisine mutlaka bağımlılık tedavisi de eşlik etmelidir.

Psikolojik Destek Çok Önemli

Obezite tedavisi öncesinde, sırasında ve sonrasında
psikolojik etmenler ciddiye alınmalıdır. Obezite tedavisi yalnızca ameliyatı
gerçekleştirmek değildir. Ya da tedavinin başarısı tartıda azalan rakamlar
değil. Hastanın alışkanlıkları, beslenme düzeni değişmeli, yaşam standartları yükselmeli
ve kendini her yönden gerçekten iyi hissetmeli ki başarıdan söz edilebilsin.
Hastanın kendi çabası, yakınlarının desteği, profesyonel destek ve doktoruyla
olan uyumu her biri başarıda ya da başarısızlıkta etkendir. Tedaviyi sadece
kilo vermek yada verdirmek şeklinde değerlendiren bir yaklaşımda bulunmak boşa
harcanan emek, zaman ve paradan başka hiçbir sonuca ulaşamayacaktır.

Uzun lafın kısası obezite tedavisinde obeziteye neyin sebep
olduğu çok iyi araştırılmalı, hastayla gerekirse birden fazla ön görüşme
yapılıp uygun tedavi belirlenmelidir. Bu şekilde duygusal yeme bozukluğu olan
hastalarda psikolojik destek de alınmasını sağlayıp süreci en rahat şekilde
geçirmelerine yardımcı olunmalıdır.

Erkam Tülübaş

Erkam Tülübaş

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çağın hastalığı olarak adlandırılmaya başlanan obezite birçok yandaş hastalıkla birlikte sağlığımızı tehdit ediyor. Obezite hakkında bilinç oluşturmak ve toplumu önlenebilir bu hastalıktan mümkün olduğunca arındırmak adına paylaştığımız bilgileri takip ve tavsiye etmenizi önemsiyoruz. Lütfen sosyal medya hesaplarımıza ve diğer yazılarımıza da bir göz atın.

Son Yazılar

Bizi Takip Edin!

Videolara da göz atın...

Yeni yazılarımızdan haberdar olmak ister misiniz?

E-mail grubumuza kaydolarak yeni yazılardan ve diğer gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.


Mide balonu için fiyat araştırması yapıyorsanız bu yazımızı mutlaka okumalısınız.

× Yardımcı olabilir miyiz?