Meme Hastalıkları

Bu sayfada bulamadığınız bir bilgiye mi ihtiyacınız var? Detaylı bilgi ya da randevu için bizi arayın!
Share on facebook
Share on twitter
Share on pinterest
Share on whatsapp
Share on email

Meme Hastalıkları

Mememizi Tanıyalım

Meme-anatomi

Kadın memesinin anatomik yapısı.

Kadınlarda meme dokusu lobüller (süt bezleri), duktuslar (üretilen sütü meme ucuna taşıyan kanallar) ve bunların arasında yer alan kas ve destek dokuları, yağ, sinirler, kan ve lenf damarlarından oluşur.

Süt bezleri lob adı verilen gruplarda toplanırlar. Her memede 15-20 adet lob denilen bölüm vardır. Her bir lob daha küçük birimler olan lobüllere (küçük süt birimleri) ayrılmıştır. Lobüllerin ucunda da süt üreten küçük kesecikler bulunur. Biçim olarak her bir lob bir üzüm salkımına benzetilebilir. Lob, lobül ve süt kesecikleri ince süt kanalları ile birbirine bağlanmaktadır. Bu kanallar meme başına doğru birleşerek gelirler ve memenin tam ortasında areola denilen koyu renkli bölgede meme başına açılırlar.

Adet döneminde memede hangi değişiklikler olur?

Adetin ilk döneminde salgısı artan östrojen hormonu etkisi ile memedeki süt kanalları büyümesi artar. Bu dönemde artmış olan östrojen hormonunun etkisi ile adet döneminin ortalarında yumurtlama meydana gelir. Bunu takiben progesteron hormonu artışı başlar; bu da süt bezlerinin gelişmesini sağlar. Bu sırada memede su tutulumu artar, meme gerilir ve hassaslaşır. Adet görmeye yakın zamanda çıkan ağrı ve hassasiyetin sebebi, memedeki bu gelişmedir. Bu tip ağrıların meme kanseri ile ilgisi yoktur. Adet görmeye yakın zamanda memenin dıştan elle hissedilen yapısı da değişir; süt bezlerinin gelişimi ile memede çeşitli kitle yapısında oluşumlar hissedilebilir. Bu nedenle kendi kendini muayene, adet sonrasında yapılmalıdır.

Memede görülen bu değişim gebelik gerçekleşirse doğacak bebeğin beslenmesi için yapılan ön hazırlıktır. Eğer gebelik gerçekleşmez ise, adet görmenin başlaması ile dönem sona erer. Artmış olan hücreler diğer hücreler tarafından yok edilir. Memede tutulan su miktarı normale döner. Bunun sonucu memede hissedilen ağrı geçer veya azalır.

Gebelik ve emzirme döneminde memede görülen değişiklikler

Memede başlayan değişiklikler gebeliğin en erken bulgularından birisidir.  Memenin tam gelişimi ancak doğum ile gerçekleşir.  Areolada başlayan değişliklere ek olarak meme büyümeye başlar. Süt kanallarının ve süt bezlerinin gelişmesi sonucu memede ağrı, meme başında ağrı,  yanma gibi şikayetler olur.  Gebeliğin erken döneminde süt kanalları ve süt bezlerinin gelişmesi olur; ileri döneminde ise süt bezlerinde bulunan hücrelerin süt veren hücrelere dönüşmesi tamamlanır.

Gebeliğin 5 veya 6. ayından itibaren memeler süt üretecek kapasiteye ulaşırlar. Damarların belirginleşmesi, areolanın renginin koyulaşması, memenin büyümesi gibi değişiklikler gözlenir. Memedeki tüm değişikliklerin tek sebebi yeni doğacak bebeğin beslenmesi için hazırlık yapılmasıdır.

Menopoz döneminde görülen değişiklikler

Menopozun yaklaşması ile birlikte östrojen ve progesteron hormonların kan seviyesinde  aşırı derecede düşüş gözlenir. Östrojen hormonunun etkisinde olan tüm dokularda, ki meme de bunlardan birisidir, gerileme başlar. Süt bezlerinde gerileme olur, bağ ve destek dokusunda su miktarı azalır (dehidratasyon), elastisite kaybolur ve meme sarkar.

Kendi kendine meme muayenesi

Kendi kendine meme muayenesi ile amaç, her bir kadının erken yaşlardan başlayarak kendi normal meme dokusunu tanıması ve herhangi bir olağandışı değişikliği erkenden fark ederek uzman bir hekime yönlenmesini sağlamaktır.  Fakat muayene usulüne uygun yapılmadığında meme(leri)nizde bir sorun varmış izlenimi edinmenize ve gereksiz yere kaygı duymanıza neden olabilir. Bu nedenle açıklamaları dikkatlice okuduktan ve muayene usulünü kavradığınıza emin olduktan sonra başlamanız önerilir.

Nasıl yapılır?

Kendi kendinize muayenenizi ayakta ayna karşısında, yatarak veya duşta yapabilirsiniz.

Göz ile İnceleme:

Ayna karşısında dik durup kollarınızı yana sarkıtın, memenizde herhangi bir düzensizlik, derinin içe çekilmesi, meme başının bir tarafa veya içe çekintisi, renk değişikliği var mı bakın. Aynı işlemleri elleri iki yandan kalçanıza bastırmak suretiyle göğüs kaslarınızı kasarak ve son olarak da kollarınızı yukarı kaldırarak yapın.

El ile meme muayenesi nasıl yapılır

Kendi kendine meme muayenesi nasıl yapılır

El ile muayene:

Yatarak, ayakta veya duşta yapabilirsiniz. Parmaklarınıza vücut losyonu veya sabun sürerek kayganlığı artırarak, daha rahat muayene edebilirsiniz. Sağ memenizi muayene etmek için sağ elinizi başınızın arkasına getirin, sol elinizin orta 2 veya 3 parmağıyla meme başından başlayarak dairesel hareketlerle, parmaklarınızı hafif oynatarak tüm memenizi muayene edin. Muayene esnasında ince parmak hareketleriyle meme dokunuzu iyice hissedin ve meme dokunuzdan farklı dokuları algılamaya çalışın. Memenizde ele gelen bir kitle, şişlik, deride sertleşme, meme başında sertleşme, memede hassasiyet, meme başında akıntı gibi bulgular olup olmadığına dikkat edin. Aynı işlemi sol memeniz için tekrarlayın.

Meme kanserini erken yakalamak için koltuk altı muayenesiKoltuk altı muayenesi:

Koltuk altı, göğüs kasının hemen arkasındaki çukurdur. Hem ayakta hem yatarak her iki koltuk altınızı diğer elinizin parmaklarını kullanarak nazikçe muayene edin. Ele gelen kitle veya hassasiyet olup olmadığına bakın.

Meme muayenesi nasıl ve ne zaman yapılmalı

Ne zaman yapılır?

20 yaşını geçen her kadının adetinin bittiği tarihten sonraki ilk hafta içinde

Adet görmeyen kadınlarda ayın belirli bir günü (Her ayın 1’i veya 3’ü gibi)

Emziren kadınlarda, emzirmeyi takiben, göğüslerdeki süt boşaldıktan sonra

Gebelikten korunma hapı kullanan kadınlarda ise her yeni ilaç kutusuna başlamadan önceki gün yapılmalıdır.

Dikkat edilecek durumlar!

  • Ele gelen kitle olup olmadığı
  • Meme derisi üzerinde ve meme başında çekinti olup olmadığı
  • Meme derisi üzerinde renk değişikliği olup olmadığı
  • Meme başından kendiliğinden bir akıntı gelip gelmediği
  • Koltuk altında kitle olup olmadığıdır.

Hangi durumlarda doktora danışılır?

Memede ele gelen bir kitlenin habis olma olasılığı düşüktür. Ancak her kitle mutlaka doktor tarafından ileri incelemelerle değerlendirilmelidir. Gözlem aşamasında bir sorun olduğunu düşündüğünüzde, meme ucunu hafif sıktığınızda sıvı geldiğinde ve/veya elinize kitle geldiğini fark ettiğinizde gecikmeden doktora başvurmalısınız.

Unutmayın! Memedeki kitlelerin %80’i sizin tarafınızdan yapılan bu aylık muayenede saptanır.

Meme Kanseri

Meme kanseri kadın sağlığını tehdit eden en önemli sorunlardan biri olmakla birlikte erkeklerde de nadiren görülebilmektedir. Kansere bağlı ölüm nedenleri arasında, akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alır. ABD’de her 8 kadından, Batı Avrupa ülkelerinde her 10 kadından biri meme kanserine yakalanmaktadır. Ülkemizde ise her yıl 30 bine yakın kadına meme kanseri tanısı konulmaktadır. Günümüzde erken tanı olanaklarının artması ve bu konuda yapılan birçok araştırma ve çalışma meme kanserine bağlı ölümlerin oranını azaltmaktadır.

Meme kanserinin şikayete neden olmadan erken evrede tanınması, hastalığın tamamen tedavi edilmesi olasılığını artırmaktadır. Meme kanserine karşı ilk önemli adım, kadınların bu hastalık konusunda bilgi sahibi olmaları ve meme sağlıklarını nasıl koruyabilecekleri konusunda bilinçlenmeleridir.

Meme çocukluk, yetişkinlik ve menopoz dönemlerinde yapısal ve işlevsel birçok değişiklik gösteren önemli bir organdır. Her kadın memenin işlevi ve sağlığı ile ilgili periyodik kontroller yaptırmalı, belirli aralıklarla kendi kendini muayene etmeli ve bu konuda duyarlı olmalıdır.

Meme kanserinin ortaya çıkış nedenleri bilinmemektedir. Ancak meme kanserinde risk faktörlerinin ve koruyucu faktörlerin biliniyor olması, bu kanser türünde uyarıcı nitelikte bir yarar sağlamaktadır. Bununla birlikte erken tanı sayesinde meme kanserinin yol açabileceği sorunların büyük bir bölümü çözümlenmekte ve tedavi sonrası yaşam süresi ve kalitesinde önemli ölçüde artışlar sağlanabilmektedir.

Risk faktörleri

  • Meme kanseri için en önemli risk kadın olmaktır.
  • Erken yaşta adet görmek ve genç yaşta menopoza girmek meme kanseri riskini artırmaktadır.
  • Doğum yapmamış veya ilk doğumunu 35 yaş üzerinde yapmış olan kadınlarda daha sık olarak rastlanmaktadır.
  • Ailesinde birinci derecede ve özellikle genç yaşlarda meme kanseri görülenlerde risk artmaktadır.
  • Menopoz sonrası kilo artışı, sürekli alkol tüketimi, modern yaşam tarzı, iri ve yoğun memelere sahip olmak risk faktörleri arasında kabul edilebilmektedir.

Meme kanserinin belirtileri

  • Memede veya koltuk altında kitle (sertlik, şişlik)
  • Meme başından akıntı (tek kanaldan kanlı veya şeffaf renkli)
  • Meme başında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu
  • Meme başı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma)
  • Meme cildinde yara, kızarıklık, ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü)
  • Memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri ya da renginde değişiklik

Hangi yaşta ne yapmalı

20 Yaş: Her kadının kendi kendine muayeneye başlama yaşıdır.

30 Yaş: Her kadının yılda 1 kez doktor muayenesi yaptırmaya başlama yaşıdır.

40 Yaş: Yüksek risk grubunda olan kadınların yılda bir kez mamografi yaptırmaya başlama yaşıdır.

50 ve 50 Üzeri Yaş: Yılda 1 kez muhakkak mamografi yaptırılması gereken yaşlardır.

Meme Kanseri ve Teşhis

  • Meme kanserinde erken tanı, ölüm riskini azaltmaktadır.
  • Erken tanıda kendi kendini muayene yönteminin önemi vardır.
  • Erken tanıda tarama programları büyük rol oynamaktadır.
  • Meme kanserinin en sık görüldüğü yaş dönemlerinde, belirli aralıklarla mutlaka hekim kontrolleri ve görüntüleme tekniklerinden faydalanılmalıdır.
  • Bu hastalığın genç kadınlarda da görülebileceği bilinmelidir.

Meme kanserinin erken tanısı hastanın bu konudaki duyarlılığına ve hekim-hasta iletişiminin sürekliliğine bağlı olarak kolaylaşmaktadır. Genellikle meme kanserinin ilk belirtisi memede veya koltuk altında ele gelen bir kitledir. Bu tür kitlelerin hasta tarafından saptanabilmesi kadınların periyodik olarak kendilerini muayene etme alışkanlığına bağlıdır. Ancak ne yazık ki hastaların bu konuda yeterli bilgiye sahip olmamaları sebebi ile kadınlar kendi kendini muayene etmemekte ya da muayeneden korkmaktadır. Bu sorunu aşmanın en kolay yöntemi kadınlara yaşamları boyunca kendilerine bazı soruları sorabilme alışkanlıklarının kazandırılmasıdır.

Kendi kendine meme muayenesinde hiçbir şey fark etmeseniz bile meme kanseri olma riski her zaman vardır. Erken dönemdeki meme kanseri kitle oluşmadan ancak görüntüleme yöntemlerinin yardımı ile ortaya koyulmaktadır. Bütün amaç, meme kanserini bu dönemde tanıyabilmek ve gerekli tedavileri uygulayarak bu hastalığın tamamen tedavi edilebilmesine olanak sağlamaktır. Meme kanserinin tanısında kullanılan görüntüleme yöntemleri hastanın yaşı ve kliniği göz önünde tutularak seçilir. En sık kullanılan yöntemler mamografi ve ultrasonografidir. Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ise seçilmiş hastalarda tanıya destek amaçlı kullanılmaktadır.

Meme kanseri oluşumu ve tipleri nelerdir?

Meme kanseri, memedeki süt bezleri ve süt kanallarında oluşan hücrelerin kontrol dışı çoğalması ve vücudun başka bölümlerine de yayılarak çoğalmayı sürdürmesidir. Meme kanserinin birkaç çeşidi vardır. En sık görülenlerinden biri süt kanallarından kaynaklanan “duktal kanser” dir. Süt üreten keseciklerde oluşan kanserlere “lobüler kanser” adı verilmektedir. Lobüler kanserler duktal kanserlere göre daha nadir olarak görülür ve iki memede birden veya aynı memede birkaç odakta birden ortaya çıkma riskleri yüksektir.

Kanser hücreleri, meme dokusu dışına çıktıklarında genellikle ilk önce koltuk altı lenf bezlerine giderler. Çünkü memedeki lenf kanalları meme dokusundan gelen lenf sıvısını koltuk altı bezine taşır. Kanser hücrelerinin lenf bezlerine ulaşması, hastalığın oradan vücudun diğer bölgelerine yayılabileceğinin bir göstergesi olabilir. Bu nedenle hastalığın tedavisinde ve takibinde lenf bezlerinde tutulum olması belirleyici bir rol oynamaktadır.

Meme kanserinin meme ve lenf bezleri dışında başka bir organa yayılım göstermesi durumuna “metastatik meme kanseri” adı verilir. Meme kanseri en sık olarak akciğer, karaciğer, kemik gibi organlara yayılmaktadır. Bu durumda meme kanserden temizlense bile diğer organlara yayılmış olan kanser hücreleri tekrar çoğalarak metastaz oluşturabilir.

Meme ultrasonografisi

Ultrasonografi ses dalgalarıyla bilgi sağlayan, zararsız ve kolay uygulanabilen bir yöntemdir. Meme dokusu içinde yer alan içi sıvıyla dolu yapılar (kist) veya kitleler (solid lezyon) hakkında bilgi edinmemizi sağlar. Özellikle mamografi duyarlılığının düşük olduğu genç hastalardaki kitlelerin değerlendirilmesi ve tanısında son derece önemlidir. Mamografi duyarlılığının düşük olduğu yoğun memeli hastalarda mamografinin yanında mutlaka başvurduğumuz bir görüntüleme yöntemidir.

Mamografi nasıl ve neden yapılırMamografi

Mamografi memenin yapısının X ışınları yardımı ile görüntülenmesi esasına dayanır. Meme kanserinde hem tanı hem tarama amaçlı kullanılmaktadır. Tarama amaçlı mamografilerin meme kanserinde erken tanı oranını arttırarak bu hastalıktan ölüm riskini yüzde 25-30 oranında azalttığını gösteren çalışmalar mevcuttur. Meme kanseri tanısında diğer yöntemlerle karşılaştırıldığında altın standart olarak önerilen görüntüleme yöntemidir. Son yıllarda kullanıma giren  FFDM (Full Field Digital Mamografi) kontrast çözünürlüğünün yüksek ve görüntü netliğinin çok fazla olması sayesinde erken dönem meme kanseri bulgularından olan kalsifikasyon odaklarının ve de küçük nodüllerin daha kolay görüntülenmesini sağlar.

Meme Kanseri tedavisi

Meme kanserinde takip ve tedavi seçenekleri nelerdir?

Meme kanserinin tedavisinde en önemli ve belirleyici etken bu hastalığın erken teşhisidir. Yıllar önce uygulanan büyük ve geniş ameliyat yöntemleri günümüzde yerini daha az hasar veren tekniklere bırakmıştır. Günümüzde daha çok memenin korunduğu cerrahiler yani tümörün bulunduğu bölgenin ve tümörün çıkartılması yöntemleri tercih edilmektedir. Erken tanı, bu hastalıkta kadınların en büyük kabusu haline gelen memenin tamamen alınmasını (mastektomi) en düşük düzeye indirmektedir. Bu nedenle amaç hastalığın tanısının mümkün olabildiğince erken dönemde konmasıdır.

Meme kanserinin tedavisinde tek bir tedavi yöntemi değil birkaç yöntem birlikte kullanılmaktadır. Cerrahi tedavi dışında ışın tedavisi (radyoterapi),  hormonoterapi ve kemoterapi hastalığın evresine, hastanın yaşına, tümörün özelliklerine göre birlikte multidisipliner bir şekilde uygulanmaktadır.

  • Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir.
  • Erken tanı konduğunda meme kanserinde tamamen tedavi edilebilme şansı çok yüksektir.
  • Erken tanı sayesinde çok büyük olasılıkla memenin alınmasına gerek kalmamaktadır.
  • 20-25 yaş arası her kadın her ay kendi kendini muayene etmelidir.
  • 30-35 yaş arası her kadın herhangi bir yakınması olmasa da meme muayenesi olmalıdır. Ultrasonografi  çektirmelidir.
  • 40 yaş ve üzerindeki her kadın yıllık doktor muayenesi ve mamografi yaptırmalıdır.

Diğer meme hastalıkları

Fibrokistik meme yapısı:

Bu duruma fibrokistik meme hastalığı da deniyordu, ancak bu değişiklikler kadınların  % 60-70’inde bulunduğundan günümüzde bir hastalık olarak kabul edilmiyor. Bu kadınların meme dokuları çok yoğun olur ve meme ele düzensiz yapıda gelir. Bu tip meme dokularında gerçek hastalığı ayırt etmek güçleşir bu kadınların daha dikkatli ve sık tetkik edilmeleri gerekir.

Fibroadenom:  Memenin selim tümörleridir ve memenin salgı dokusundan kaynaklanırlar. Meme dokusunun östrojen hormonuna aşırı duyarlılığı  sonucunda oluştukları düşünülmektedir. Fibroadenomlar çok düzgün yüzeyli ve hareketli olurlar. Sıkça birden fazla sayıdadırlar. En sık gençlerde görülmekle birlikte her yaşta olabilirler. Kendiliklerinden kaybolabilirler. Çoğunlukla büyümezler. Büyürlerse de daha çok ergenlikte, hamilelikte ve emzirme döneminde büyürler. Burada merak edecek bir durum yoktur. Genellikle, ele gelen hareketli kitle olarak fark edilirler. Teşhis için ultrason yapılır ve iğne biyopsisi ile teşhis kesinleştirilir.  Fibroadenomlar büyüme eğilimi gösterirlerse cerrahi olarak çıkarılırlar, onun dışında herhangi bir risk teşkil etmezler.

Meme kisti: Meme kisti içi sıvı dolu baloncuklardır ve meme kanallarının genişlemesi ile oluşurlar. Yaşla birlikte görülme sıklıkları artar. En fazla 35 yaşından sonra görülmeye başlamakla birlikte her yaşta olabilir. Ele gelen kitle olarak fark edilirler. Kistler mamografide de görülebilir ancak en doğru teşhis meme ultrasonu ile konur. Kistlerin herhangi bir zararı yoktur ve tedavi gerektirmezler. Ancak bazen çok büyük olup hassasiyet yapabilirler. Bu durumda iğne ile boşaltılır ve genellikle bir daha oluşmazlar. Kist boşaltılmasına rağmen sık olarak tekrarlıyorsa o zaman çıkarmak uygun olur. Kistler boşaltıldığında alınan sıvıyı sitolojik incelemeye göndermek gerekir. Özellikle kanlıysa mutlaka incelemek gerekir.

Meme başı akıntısı: Meme başı akıntısı en sık fibrokistik meme değişiklikleri ve süt kanalı genişlemelerinde görülür. Kendiliğinden gelen akıntı olduğu gibi akıntı sadece sıkınca da gelebilir. Akıntının rengi  açık berrak olabileceği gibi koyu yeşil, koyu kahverengi de olabilir. Bazen de emzirmeden sonra uzun yıllar meme başından beyaz bir akıntı devam edebilir. Meme başı akıntılarında önemli olan akıntının kanlı olmasıdır . Eğer akıntı kırmızı veya pembe ise mutlaka kaynağı ayrıntılı olarak araştırılmalıdır. Kanlı akıntı meme kanallarındaki selim bir oluşumdan (intraduktal papillom) olabileceği gibi meme kanseri nedeniyle de oluşabilir. Meme başından uzun yıllar süt gelmeye devam etmesi beyinde hipofiz bezinde bir bozukluk nedeniyle olabilir. Bu durumda prolaktin hormon tayini ve beyin MR’ı yapılarak bir patoloji olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Meme iltihabı ve absesi:

Meme iltihabı en sık emzirme döneminde meydana gelir. Memede sütün varlığı bakteriler için çok uygun bir üreme ortamı oluşturur. Emzirmeye bağlı meme başında oluşan küçük çatlaklar bakterilerin girişini kolaylaştırır. Bu dönemde hijyene dikkat etmek ve memeleri dolu bırakmamak çok önemlidir. Emzirmeden önce eller çok iyi yıkanmalı ve anne ile bebeğin hijyenine çok dikkat edilmelidir.

Kronik meme iltihabı:

En sık areola (kahverengi bölge) çevresinde oluşur ve sık sık tekrarlar. Burada cildin yağ guddelerinin iltihaplandığı ve cilt altında abse yaptığı düşünülmektedir.  Abseyi boşaltmak ve antibiyotik tedavisi uygulamak gerekir. Sık tekrarlamasının nedeni yağ guddelerinin kolay tıkanması ve iltihaplanması olarak düşünülmektedir.

Meme ağrısı (Mastalji):

Meme ağrısı her yaş kadında görülebilen bir belirtidir. Meme ağrısını adetlere bağlı olan ve bağlı olmayan diye iki şekilde ele almak gerekir. Her ikisinin de tedavisi mümkündür. Her iki tip ağrı da tek memede, her iki memede birden veya memenin sadece bir bölümünde olabilir. Meme ağrısı tek başına nadiren meme kanseri belirtisidir ancak yine de doktora gitmek ve ağrının nedenini mutlaka araştırmak gerekir.

× Yardımcı olabilir miyiz?