fbpx

Tiroid ve Hastalıkları

Bu sayfada bulamadığınız bir bilgiye mi ihtiyacınız var? Detaylı bilgi ya da randevu için bizi arayın!
Share on facebook
Share on twitter
Share on pinterest
Share on whatsapp
Share on email

Tiroid ve Hastalıkları

Guatr

Tiroid bezi boyunda kelebek şeklinde bir
organdır. Tiroid bezinin büyümesi ile ortaya çıkan, tiroid bezinin
bütün hastalıklarına guatr denilir. Tiroid bezinde nodüller, kistler,
kanser veya tiroid iltihaplanmaları guatra neden olabilir.

Guatr,
birçok tiroid hastalığının genel adlandırılmasıdır. Tiroid bezinde
nodüllerin varlığı ile nodüler guatr, tiroid bezi fonksiyonlarının
artması ve fazla tiroid hormonu üretmesi ile zehirli guatr, tiroid
bezinin boyunda büyümesi ile dış guatr, tiroid bezinin göğüs kafesi
içine doğru büyümesi ile iç guatr isimleri verilir. Guatr hastalığı
kadınlarda, erkeklere kıyasla daha sık ortaya çıkar. Hastalığın görülme
sıklığı yaş ile artar.

Guatr hastalığı genelde zararsız bir
davranış sergiler. Diğer taraftan her tiroid bezi büyümesi,   mutlaka
doktor tarafından değerlendirilmelidir. Guatra neden olan tiroid
nodülleri, tiroid kanserleri, tiroidin fonksiyonel hastalıkları
(hipertiroidi ve hipotiroidi) ve tiroid bezi iltahaplanmaları (Haşimato
ve diğer tiroiditler) tanınmalı ve tedavi – takip edilmelidir.

Tiroid Nodülleri

Tiroid
nodülleri yaygın bir klinik problem olarak görülen tiroid
hastalıklardan biridir. Tiroid nodüllerinin klinik önemi yaş, cinsiyet,
radyasyona maruz kalma öyküsü, aile öyküsü gibi faktörlerin varlığıyla %
5 ile % 15 arasında değişen oranlarda tiroid kanserine neden olmasıdır.
Tüm risk faktörlerinin varlığında bu oran % 15’e kadar çıkabilmektedir.

Tiroid
nodülü boyutları çok farklılık göstermektedir. Büyük nodüller hastanın
boynuna sadece bakarak bile görülebilir, küçük olanlar elle muayene ile
fark edilmediği halde ultrasonografi ile saptanabilir.

Nodüllerin
ultrasonografi ile  değerlendirilmesi  bize  önemli bilgiler verir.
Hastaların hemen hemen yarısında tek nodül diğer yarısında ise birden
fazla nodül bulunur. Tek nodül yada birden fazla nodülü olan hastada
tiroid kanseri gelişme olasılığı aynıdır. Genellikle bu oran % 5 olup
aile öyküsü, radyasyona maruz kalma, ileri yaş gibi risk faktörlerinin
çokluğunda oran % 15’e kadar tırmanmaktadır.

Nodüller tiroid
sintigrafisine göre sıcak, soğuk ve ılık nodül olarak 3 değişik şekilde
bulunabilir. Sıcak nodüller genellikle fazla miktarda tiroid hormonu
(T4, T3) salgılayan oluşumlardır. Bu hastalarda hipertiroidi denen
tiroid bezinin fazla çalışma bulguları genellikle vardır. Soğuk
nodüllerin tiroid hormon üretimine katkısı yoktur. Ilık nodüller ise
normal tiroid dokusu kadar hormon üretimi için çalışırlar. Sıcak
nodüllerde kanser görülme olasılığı daha düşük iken (% 1’e kadar
düşmektedir) soğuk nodüllerde daha yüksektir. Nodüllerin yaklaşık % 80’i
soğuk nodüldür.

Hangi nodüller daha yüksek kanser oranına sahiptir?

Daha
önceden tespit edilmiş ve takip edilen nodüllerde büyüme varsa
özellikle 6-12 ay içinde nodülde % 15- %25 civarı veya daha fazla büyüme
oranında kanser olasılığı akla gelmelidir. Boyun lenf düğümlerinde
büyüme varsa, ultrasonografi ile şüpheli görünüm saptanırsa, el ile
yapılan muayenede nodül sert kıvamlı ve çevre dokuya yapışıksa hastada
tiroid kanseri olasılığı değerlendirilmelidir.

Tiroid nodülü olan hastada yapılacak tetkikler

Hormon ve diğer biyokimyasal testler:

En
başta TSH bakılmalıdır. Bunun yanında serbest T3 ve serbest T4
bakılabilir. TSH düşükse tiroid bezi fazla çalıyor olabilir veya bu
nodül tek başına fazla miktarda tiroid hormonu üretiyor olabilir. Bu
hipertiroidi denen durumdur. TSH düzeyi yüksekse nodül büyük olasılıkla
soğuk nodüldür ve hastada hipotiroidizm vardır. Her iki durumda da
hastanın uygun ilaç tedavisi alma şansı vardır. Tiroglobin bakılabilecek
diğer testtir. Çoğu tiroid hastalığında yükselebilir. Kalsitonin ise
ailede kanser öyküsü olabilecek diğer hastalarda bakılabilecek bir
testtir. Yüksekliğinde hastanın Tiroid Medüller Kanseri olma olasılığı
vardır.

Tiroid ultrasonografisi:

Nodüllerin
büyüklüğünün ölçülmesinde çok önemlidir. El ile muayenede saptanamayan 1
cm altındaki küçük nodüllerin ve kanser açısından riskli nodüllerin
belirlenmesini sağlar. Ultrasonografi ile saptanan nodülün sınırlarının
düzensiz olması, mikrokalsifikasyon denilen küçük kireçlenmelerin nodül
içinde varlığı, nodülde kanlanmanın artmış olması ve nodülün hipoekoik
denen ultrason ile normal tiroid dokusundan daha koyu  görüntü alınması,
nodülün kanser açısından daha riskli olduğunu işaret edebilmektedir.

Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi:

Nodülün
kanser olup olmadığını çok büyük oranda bir doğrulukla
belirleyebilmektedir. 1 cm üzerindeki her nodüle yapılabilir. Ultrason
ile bazen 5 mm üzerindeki nodüller de yüksek riskli olarak
değerlendirilirse bu nodüllere de biyopsi yapılabilir. Bu yöntemin
patolojiyi tanımadaki doğruluk derecesi % 95 lerdedir.

Tiroid sintigrafisi:

Nodülün
sıcak yada soğuk nodül olup olmadığını ortaya koyar. TSH düzeyi düşük
olan hastalara yapılır. Sıcak nodül ise hastanın tedavi seçeneği
değişebilmektedir. Bazen hipertiroidi zemininde soğuk nodüller de
olabilmektedir.

Tiroid Nodülü Tedavisi

Öncelikle
hastada hipertiroidi veya hipotiroidi varsa bu durum tedavi edilir.
Özellikle soğuk nodüllerde TSH düzeyi yüksek kalırsa (hipotiroidi
durumu) var olan nodülde büyüme görülebilir. Daha sonra nodülün
boyutları ve ince iğne aspirasyon biyopsi sonucuna göre karar verilir.
Tiroid kanseri varsa hasta mutlaka ameliyat edilir ve gerekirse atom
tedavisi denen radyoaktif iyot verilir. Sıcak nodüllerin varlığında
hipertiroidizm tedavi ile kontrol altına alınamıyorsa atom tedavisi
düşünülebilir. Sıcak nodülün boyutları büyükse hastada operasyon
düşünülebilir.

Tiroid Nodülünde Cerrahi Tedavi

Nodülden
yapılan ince iğne aspirasyon biyopsi sonucu kanser çıkan hastalarda,
ameliyat en iyi tedavi seçeneğidir. Tiroid kanseri genellikle saldırgan
yapıda olmadığından, tespit edilen kanserin tipi, kanserli nodülün
büyüklüğü, lenf bezlerine kanserin atlamış olup olmaması ile seçilecek
cerrahi tedavi değişiklik gösterir. Örneğin 0.5 cm. çaplı ve bizim iyi
diferansiye diye tanımladığımız tiroid kanseri tanısı almış bir nodülde
her zaman tiroid bezinin tamamını çıkarmak gerekmez. Oysa ki boyun yan
tarafında bulunan lenf bezlerinde kanser tespit edilenlerde, tiroidin
tamamı çıkarılmalı ve lenf bezleri de ameliyata dahil edilmelidir.

Kanser
şüphesi olmayan veya biyopside kanser saptanmayan nodüller takip
edilmelidir. Diğer taraftan nodül veya nodüller yemek borusu ve soluk
borusuna yaptıkları bası ile nefes darlığı, yutma güçlüğü, ses
kalitesinde bozulma belirtileri ortaya çıkarmışsa, göğüs boşluğunda
doğru yerleşmiş ve büyüme eğilimi gösteriyorlarsa, kanser olmasalar da
ameliyat edilmelidir.

Son olarak nodülden yapılan iki tiroid ince
iğne aspirasyon biyopsisi kanser şüphesi taşıyor veya tanı konamıyorsa
ameliyat gerekli dir. Ameliyat sonrasında bazı hastalara atom tedavisi
denilen radyoaktif iyot tedavisi verilmesi uygun olacaktır. Hangi
hastanın atom tedavisi alacağı, hastanın özelliklerine ve tümörün
patolojisine göre değişen kriterlerle karar verilir.

Tiroid  Ameliyatı

Tiroid
 ameliyatı, boyunda orta hat üzerinde, yatay olarak yapılan 2-4cm.
boyutlarındaki kesiden yapılır. Tiroidin kelebeğe benzeyen dokusu tiroid
hastalığının çeşidine göre kısmi veya tam olarak çıkarılır. Bu oldukça
özen gerektiren ameliyatta, ses hareketlerini sağlayan sinirler ve 
paratiroid bezleri korunur. Hastalar genellikle bir gün hastanede
yatarlar.

Tiroid kanserleri

Tiroid
kanseri tiroid hücrelerinden ortaya çıkar. Tiroid folikül hücrelerinden
veya parafolikül C hücrelerinden kaynaklanırlar. İyi diferansiye tipte
olanlar genellikle yavaş seyirlidir ve tiroid kanserinin yaklaşık % 80 i
bu tiptedir. Tiroid kanserlerinin çoğu tiroid nodüllerinden
kaynaklanır. Bununla birlikte tiroid nodüllerinin önemli bir bölümünde
kanser oluşmaz. Hangi nodülün kanser içerdiğine, nodülün muayenesi,
ultrason görüntüsü ve ince iğne biyopsi ile karar verilir. Çocuklar ve
kadınlarda genellikle papiller yapıda tiroid kanseri görülür. Ailesel
geçişli olabilen medüller kanserler daha hızlı seyir gösterebilir.
Anaplastik kanserler ise oldukça agresif davranışlı ve tedavileri çok
güç olan kanserlerdir.

Tiroid kanserinin tedavisinde en
önemli aşama ameliyattır. Tiroidektomi dediğimiz bu ameliyatları, kanser
nedeni ile yapıyorsak, tiroid bezinin tamamı çıkarılır. Buna total
tiroidektomi diyoruz. Burada amaç kanserli nodülü veya dokuyu çıkarmak
ve daha sonraki yardımcı tedavilerin etkinliğini artırmak için tiroid
hücrelerinin tamamının alınmasını içerir. Kanserin patolojik çeşidine
göre veya boyun lenf bezlerinde kanser varlığı tespit edilenlerde, boyun
lenf bezlerinin de çıkarılması gerekebilir.

Tiroid
kanserlerine genel olarak bakıldığında, iyi diferansiye yapıda olanlar,
uygun tedavilerle genellikle hastaların hayatına olumsuz etki
göstermezler. Diğer bir deyişle, bu hastaların çoğu normal bir yaşam
sürerler ve tiroid kanseri dışı başka bir hastalık nedeniyle hayatlarını
kaybederler. Tiroid kanserinin az bir bölümünü oluşturan medüller ve
anaplastik kanserler ise daha hızlı seyir gösterirler. Medüller
kanserlerde genetik yapı tespit edilirse, her yaştaki çocuk ve
erişkinde, koruyucu tiroid ameliyatları yapılması gereklidir. Çünkü bu
hastalarda mutlaka kanser ortaya çıkacaktır. Diğer bir patolojik tip
olan anaplastik kanserlere oldukça az rastlanır. Ne yazık ki tedavileri
oldukça zordur.

Hipertiroidi (Zehirli Guatr)

Graves Hastalığı

Tiroid
bezinin fazla miktarda kontrolsüz tiroid hormonu (T4 ve T3) üretmesi
sonucu  hipofiz bezinden salgılanan TSH hormonun aşırı baskılanmasıyla
belirgin olan bağışıklık sisteminin bozuk çalışmasının neden olduğu bir
tiroid bezi hastalığıdır. Genetik geçiş özelliği genellikle yoktur.

TSH
Reseptör Antikoru bağışıklık sisteminin hatalı çalışması sonucu fazla
miktarda salgılanabilir ve bu antikor TSH hormonu gibi hareket ederek
sürekli ve kontrolsüz T4 ve T3 salgılanmasına neden olabilir. Bu antikor
yüksekliği ve tiroid bezinin aşırı çalışması hastada göz bulgularına
neden olabilir. Göz arka kısmında biriken bazı maddeler nedeni gözler
genellikle iki taraflı daha nadir tek taraflı öne doğru büyüyebilir.
Sigara içimi bu bulguyu şiddetlendirebilir. Hastalığın klinik
belirtileri genellikle şunlardır:

  • Sinirlilik
  • Aşırı terleme
  • Kilo kaybı
  • İshal
  • Aşırı yorgunluk ve kas ağrıları
  • Gözde öne doğru büyüme/kuruluk (Ekzoftalmi)
  • Bayanlarda adet bozuklukları
  • Çarpıntı
  • Ellerde titreme
  • Saçlarda dökülmeler
  • Erkeklerde göğüsde büyüme

Tanı
sırasıyla fizik muayene, biyokimyasal testler, hormon testleri, antikor
ölçümleri, ultrasonografi, tiroid sintigrafisi yapılarak koyulabilir.

Tedavide
1. Seçenek anti-tiroid ilaçlardır. Metimazol yada propiltiyourasil
kullanılabilir. Kalp hızını azaltmak ve aşırı terlemeyi azaltmak için
propranolol kullanılır. Ayrıca bu hastalarda gıdalarla alınan iyot
kısıtlanır. Bu tedavi ile 6-12 ay arasında takip edilen hastada eğer
tedavi sağlanamazsa atom tedavisi denen radyoaktif iyot tedavisi yada
cerrahi tedavi (tiroid bezinin ameliyat ile alınması) yapılabilir. İyot
içeren bileşikler özellikle tiroid krizi (tirotoksik kriz) geçiren
hastalarda bahsedilen tedavi seçenekleri dışında işe yarayan bir tedavi
şeklidir.

Hashimoto Hastalığına Bağlı Hipertiroidizm:

Genetik
geçiş gösteren, bağışıklık sistemine bağlı olarak yükselen tiroid
antikorlarının (Anti-TPO ve Anti-TG) tiroid bezini hızlı bir şeklide
tahrip etmesiyle ortaya çıkabilen bir hipertiroidizm durumudur.
Belirtiler, tanı ve tedavi şekilleri Graves hastalığı tedavisi ile
genellikle aynıdır.

Hipotiroidi

Tiroid
hormonlarının yetersizliği sonucu ortaya çıkan bir sendrom olup, tüm
metabolik olaylarda belirgin bir yavaşlama ile kendini gösterir.

Bebek ve çocuklarda: Büyüme ve gelişme geriliği ve özellikle bebeklerde zeka problemlerine yol açabilir.

Erişkinde
ise metabolizmanın yavaşlaması, kalp hızında yavaşlama, oksijen
tüketiminde azalma, hücre içindeki bölgede glikozaminoglikan denen
maddeleri birikmesi (özellikle deri ve kaslarda) ve miksödem denen
komaya kadar gidebilecek ciddi problemlere (çok uzun süre tedavi
edilmemiş çok nadir vakalarda) neden olabilir.

En büyük özelliği tedavi ile tam düzelme sağlanmasıdır.

Hipotiroidizm tanısı laboratuvar olarak ilk etapta klasik olarak serbest T4 düşüklüğü ve TSH yüksekliği ile koyulabilmektedir.

Hipotiroidizm bulguları;

  • Kolay yorulma, yorgunluk, bitkinlik.
  • Hatırlamada zorluk, yavaş düşünme.
  • Göz çevresinde ve kol-bacaklarda ödem (dokularda glikozaminoglikan denilen maddelerin birikmesinden dolayı)
  • Miksödem (bacaklarda parmak ucu ile bastırma ile çukurluk bırakmaz)
  • Kilo alma (metabolizma azalması, su ve tuz birikmesinden)
  • Uykuya eğilim ve uyku apnesi
  • Nabızda yavaşlık
  • Soğuğa tahammülsüzlük, vücud ısısında düşüklük
  • Ses kısıklığı ve ses kalınlaşması
  • Terleme azalması
  • Hareketlerde yavaşlık
  • Kalın, kuru, kaba ve soğuk deri
  • Saçlarda azalma, kıllarda azalma ve kabalık
  • Guatr
  • Vücudda uyuşma ve karıncalanma
  • Adet bozukluğu, gebe kalamama, cinsel istekte azalma ve erkeklerde ereksiyon güçlüğü
  • Depresyon
  • İşitme azlığı
  • Reflekslerde gecikme
  • Kabızlık, karında şişkinlik.

Hipotiroidizm tanısı

Serbest
T4 ve TSH ölçümü ile tanı koyulur. En sık görülen primer hipotiroidizm
olduğu için burada sT4 düşük ve TSH yüksek olur. Sekonder
hipotiroidizmde sT4 düşük, TSH düşük veya normal sınırlardadır. Tiroid
hormon duyarsızlığında ise sT4 beklenenin aksine yüksek, TSH ise yüksek
veya normal üst sınırdadır.

Tedavi

Levotiroksin
içeren ilaçlarla hastanın durumuna bağlı olarak değişken dozlarda
yapılır. Ayrıca hastanın durumuna göre gerekirse kullanılabilen
triodotironin içeren ilaçlar da değişken dozlarda kullanılabilmektedir.

Tiroiditler

Hashimato Hastalığı

Hashimato
(haşimato) hastalığı, özellikle son 5 yılda adından çok bahsedilen bir
tiroid hastalığı haline gelmiş ve en sık görülen tiroit hastalığı
olmuştur. Japon cerrah Hakaru Hashimoto tarafından 1912 yılında
Berlin’de ilk kez tanımlanmıştır. O dönemde tiroid bezinin sertleşmesi
ve fonksiyonel özelliklerinin kaybolduğunun belirtildiği bir hastalık
olarak tanımlanmıştır.

Sonraki yıllarda vücudun bağışıklık
sisteminin kendi kendine savaş açması sonucu olarak geliştiği ortaya
çıkarılmıştır. Vücutta tiroid bezine karşı gelişen antikorların artarak
tiroid bezini vücuda zararlı bir virüs gibi görerek onu yok etmeye
çalışmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle “Otoimmün Hastalık yada
Otoimmün Tiroidit” olarak tanımlanmaktadır.

Antikorlar,
bağışıklık sistemi tarafından vücudu yabancı kimyasal maddelere, bakteri
ya da virüslere karşı korunması için üretilen protein yapısındaki
maddelerdir. Bunların sonucunda tiroid bezi hasarlanarak genellikle
yavaş yavaş yetmezliğe girer ve sonunda hipotiroidi denen tiroid bezinin
yeterli çalışamadığı durum oluşur.

Aslında Haşimato
Tiroiditi’nde sadece hipotiroidizm durumu görülmez. Eğer antikor salgısı
fazla olup tiroid bezi kısa sürede büyük hasar alırsa zarar gören
hücrelerden kana aşırı miktarda karışan tiroid hormonları (T4 ve T3)
hipertiroidiye (tiroid bezinin fazla miktarda hormon salgılaması durumu)
neden olabilir. Veya bu saldırı çok yavaş olduğunda kanda tiroid hormon
düzeylerinde bir değişiklik olmayacaktır ve tiroid fonksiyonlar bu
durumda normal olarak değerlendirilecektir.

Haşimato
tiroiditi görülen vakaların çoğunluğu kadın olup, hastaların anne,
kardeş, çocuk, hala ve teyzeleri bu hastalık yönünden araştırılmalıdır.
Kadınlarda erkeklere göre 15-20 kat fazla görüldüğü tanımlamıştır.
Hastaların % 95’i kadın olup toplumun % 2’sinde görülmektedir. Yaşları
18-50 arasında olan kadınlarda görülme sıklığı % 10’lara kadar
ulaşmaktadır. Bu nedenle toplumda anne-kız hastalığı olarak da
tanımlanır. Genetik geçiş gösterir. Hastalığın ortaya çıkışını çevresel
faktörler de tetiklemektedir.

Hastalığın Oluşma Şekli:

Haşimato
tiroiditinde otoantikorlar, tiroid hücreleri içinde bulunan
tiroidperoksidaz (TPO) ve tiroglobuline (TG) karşı oluşurlar. Vücut,
tiroid bezini yok etmek için çok miktarda anti-TPO antikoru ve anti-TG
antikoru üretir. Bu antikorlar hastalığın tanımlanmasından çok sonra
1980’li yıllarda tanımlanmıştır.

Bu antikorlar tiroid
bezine bağlanarak tiroid hücrelerinde hasara neden olurlar. Tiroid
hücreleri hasarlanarak azaldıkça bez özelliğini ve hacmini kaybederek
hormon yapacak hücre sayısı çok azalır ve sonunda tiroid hormon
yetersizliği ortaya çıkar. Bez aslında başlangıçta her zaman küçülmez.
Bu sırada kanda bulunan bazı hücreler tiroid bezi içine girerek bir
kısım tiroid folikül (tiroid hormonu ile dolu kesecikler) hücrelerinin
fonksiyonunu engeller. Bunu telafi etmek için bir kısım tiroid hücreleri
de çoğalır.

Sonuçta tiroid bezi şişer ve bazı folliküller
parçalanır. Yani guatra benzer bir tablo olur. Parçalanmış foliküllerin
tamiri sonucu yerlerine nedbe (fibroz) dokusu oluşur. Bir müddet sonra,
bazı yerlerde nedbe dokusu ve bazı yerlerde hücre çoğalması ile tiroid
bezi düzensiz hale gelir. Zamanla nedbe dokusu artar, bezin volümü
azalarak tiroid glandı küçülür (tiroid atrofisi).

Hastalığın Görülme Sıklığını Arttıran Çevresel Faktörler;

En
başta aşırı iyot tüketimi gelir. Türkiye’de 1998-1999 yılında rafine
tuzlar iyotlandığından beri aşırı tuz tüketimi ile bu hastalığın
sıklığında da bir artış olmuştur. Genetik olarak yatkın bireylerde aşırı
iyot alımı doğrudan tiroid hormon sentezini engelleyebilir ve
bağışıklık sistemini tetikleyerek tiroglobin molekülünün anti-TG ve
anti-TPO antikorlarına daha duyarlı hale gelmesine neden olur. Bu
nedenle gelişen hasar şiddeti artar ve tiroid bezinin tahribatı
hızlanır.

Diğer çevresel faktörler stres, gebelik,
enfeksiyonlar, sigara içimi, hepatit C enfeksiyonu ve selenyum
eksikliğidir. Selenyum özellikle tiroid hücrelerinin zarında
otoantikorların bağlanarak hasarı başlattığı bölgeyi koruyabilmektedir
(tam olarak aydınlatılamamasına rağmen). Bu nedenle özellikle tiroid
hormonları normal olan Haşimato hastalarında belli aralıklarla selenyum
alınması ve iyot kısıtlaması önerilebilmektedir. (HORMONES 2013,
12(1):12-18).

Hashimatoda hasta yakınmaları;

Hastaların
çoğunda belirgin bir yakınma yoktur. Hipotiroidi varsa halsizlik,
yorgunluk, bitkinlik, kilo artışı, kilo verememe, üşüme, çabuk yorulma,
cilt kuruluğu, bağırsak hareketlerinde yavaşlama, kabızlık, unutkanlık
ve depresif duygu durumu gibi belirtiler görülür. Hipotiroidisi olan
kadınlarda adet kanamaları miktar olarak daha fazla ve daha uzun süreli
olabilir; adet dönemleri de normalden daha kısa sürede gerçekleşebilir.
Tedavi edilmeyen hipotirodili bir kadının hamile kaldığı takdirde;
gebeliğini devam ettiremeyebilir, tiroid hormonu replasman (yerine
koyma) tedavisi ile hastalık şifa bulur.

Yaş ilerledikçe
Hashimotolu hastalarda hipotiroidi (tiroid bezi yetersizliği) sıklığı
artar. Bu hastalarda lastik sertliğinde bir guatr vardır. Çok nadiren
tiroid bezi sert olabilir, tiroid bezinde ağrı veya hassasiyet yoktur.
Çoğunlukla tiroid sessiz büyür ve şikayet yoktur. Hekime genellikle
guatr sebebiyle veya tiroid hormon azlığının sebep olduğu halsizlik,
bitkinlik, solukluk, göz kapaklarında, el ve yüzde, ayaklarda şişme, ses
kalınlaşması gibi şikayetlerle başvururlar. Çocuklarda Hashimoto
hastalığı olursa büyüme gecikmesi, kemik yaşında gecikme ve yüksek
kolesterol seviyeleri bulunur.

Hipertiroidi durumunda ise
kilo kaybı, ishal, terleme, çarpıntı, enerji azlığı gibi yakınmalar ön
plandadır. Tiroid testleri normalse hastada hiçbir yakınma olmayabilir
yada cilt değişiklikleri ve saç dökülmesi görülebilir. Bayanlarda adet
bozuklukları da olabilir. Bu durumda gebe kalmada zorluklar olabilir. Bu
yüzden hashimoto hastası olan genç kadınlarda TSH değerinin 2.5
micIU/mL altında olması hedeflenir.

Tanı Nasıl Konur?

T3,
T4 (özellikle serbest T3, serbest T4), TSH, anti-TPO ve anti-TG
testleri ile koyulur. Tiroit ultrasonu tanıda çok yardımcıdır. Ultrason
ile bezdeki hasar derecesine değişik görüntüler görülebilir.

Hashimoto
tiroiditi varsa ailenin diğer üyelerinde de tiroit tetkikleri
yapılmalıdır. Hashimoto tiroiditi tespit edilen kadınların anneleri,
kızları, kız kardeşleri, hala ve teyzeleri bu hastalık yönünden
araştırılmalıdır. Önce TSH testi yapılmalıdır.

Haşimato
tiroiditi yalnız başına bulunabildiği gibi, Basedow-Graves hastalığı,
tiroid nodülü, multinodüler guatr ve tiroid kanserleri ile birlikte
bulunabilir. Hashimoto zemininde her türlü tiroid hastalığı
gelişebilmektedir.

Tedavi ve Takip

Her
hastanın özelliğine göre farklılık göstermektedir. Hipotiroidizm varsa
tiroid hormonları başlanır. Hipertiroidizm varsa anti-tiroid ilaçlar
verilir. Tiroid hormonları normalse ilaç başlanmayabilir. Ancak genç
kadınlarda ve gebelerde TSH değerinin kabaca 2.5 micIu/mL altında olması
istendiğinde tiroid hormonu daha çabuk başlanabilir. Gebe olmayanlarda
selenyum rahatlıkla kullanılabilir. İyot alımı gebeler hariç
kısıtlanmalıdır. Tiroid hormonu alanlarda ideal doz alımını sağlamak
için 6 ayda bir takip yapılmalıdır. Hipertiroidide takip süresi kısalır.
Eğer zeminde tiroid nodülü varsa ultrason ile takip nodülün özelliğine
göre belli aralıklarla yapılır.

Diğer Tiroiditler

Tiroid
bezinin iltihabi reaksiyonu sonucu gelişebilir. Tiroid fonksiyonları
normal olabilir. Hipertiroidi veya hipotiroidi durumu da görülebilir.

Alt grupları şunlardır:

Akut Tiroidit:

Tiroid bezinin birden başlayan enfeksiyonudur. Genellikle abse vardır. Hastada yüksek ateş ve boyun ağrısı olur. Hipertiroidi durumu genellikle aşırı miktarda tiroid hücresinin yıkımı ve buradan ortaya çıkan hormonların dolaşıma karışması ile olur. Tedavisinde antibiyotikler, ağrı kesici ve ateş düşürücüler kullanılır. Tedaviler başarı olmazsa, hastada tiroid cerrahisi yapılır.

Subakut Tiroidit:

Büyük oranda geçirilen gripal enfeksiyonlar sonrası gelişen çok ağrılı tiroid iltihabıdır. Başlangıç evresinde hastalarda hipertiroidi ortaya çıkar. Bez akut tiroiditteki gibi ağrılıdır. Ateş olabilir. Tedavide aspirin, non-steroid antienflamtuar ilaçlar veya kortizon kullanılabilir.

× Yardımcı olabilir miyiz?