Reflü

Bu sayfada bulamadığınız bir bilgiye mi ihtiyacınız var? Detaylı bilgi ya da randevu için bizi arayın!
Share on facebook
Share on twitter
Share on pinterest
Share on whatsapp
Share on email

Reflü

Reflü bir hastalık mıdır? Neden, nasıl olur?

Reflü kelime olarak geri kaçma anlamına gelmektedir. Gastro özofageal reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması olarak tanımlanmaktadır. Reflü yemek borusuyla midenin birleşim yerinde olan kapakçık mekanizmasının bozulması sonrasında ortaya çıkan bir hastalık. Gerçek anlamda kapak mekanizması yoktur. Ters çevrilmiş bir mürekkep hokkası gibi düşünürsek, asidin yukarı kaçmasını engelleyen bir sistem var. Bunun açılması sonrasında bu hastalık meydana gelmektedir.

Reflünün belirtileri nelerdir?

Reflü hastaları çok farklı semptomlarla bize gelmektedir. Bizim ülkemizde en çok görülen şikayet retrosternal bölge dediğimiz göğüs arkasındaki yanmadır. Bunun haricinde ağıza acı su gelmesi, baskı hissi,  göğüs ağrısı, ses kısıklığı, özellikle gece olan öksürük, astım ataklarına benzer şikayetlerle hasta bize başvurmaktadır.

Reflünün tanısı nasıl koyulur? Hangi işlemler yapılır?

Öncelikle hastayla bire bir yapılan görüşme ve alınan ayrıntılı anamnez, hastanın reflü olup olmadığına konusunda bir fikir verir, sonrasında yapılan gastroskopi işlemiyle de hastalığa neredeyse yüzde yüze yakın olarak tanı konulabilmektedir.

Şikayetleri doğrultusunda reflü olduğunu düşündüğümüz  hastaların bazılarında endoskopik olarak bunu gösteremeyebiliriz. Bu durumda Ph Metre denilen bir ileri tetkik yönteminden faydalanırız. Yaklaşık 2-3 milimetre çapında olan ince bir kabloyu, lokal anestezik sprey uyguladıktan sonra, hastanın burnundan yemek borusu alt uç kısmına kadar ilerleterek  tespit ederiz. Kablonun bağlı olduğu cüzdan büyüklüğündeki bir cihaz 24 saat süreyle hastanın mide asidini ve olası reflüyü kaydeder. Ertesi gün çıkarılan cihaz, özel bir softwear programı yardımıyla matematiksel verilerle reflü hastalığını ortaya koymamıza yardımcı olur.

Reflü tedavisinde hangi yöntemler kullanılır?

Reflü hastalığı tedavi anlamında kesin tedavisi cerrahidir. Sadece cerrahiye uygun olmayan adaylar için önerdiğimiz yöntemler vardır. Bunlar özellikle beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesidir. Bunların başlıcası çok fazla asitli içecekler içmemek, olur olmaz ağrı kesiciler kullanmamak, alkolden, sigaradan uzak durmak, çok baharatlı yemekler yememek, yağlı besinler tüketmemek ve yemek yerken birden bire mideyi şişirecek kadar çok fazla hacimde yemek tütekmemek başlıca önlemler olarak sayılabilir.

Bunun haricinde yemek öğün sayısınıda artırmakta fayda vardır. Daha kısa aralıklarla daha az az ve de sık sık yemek yemek koruyucu olacaktır, ama cerrahi olarak kesin tedaviye ulaşmaktayız. Bunlar sadece koruyucu olarak yaptığımız yapabileceğimiz  işlemlerdir.

Laparoskopik cerrahi nedir?  Reflüye çözüm müdür?

Laparoskopik cerrahi reflüye kesin olarak çözüm cerrahidir. Bu kapalı yöntem dediğimiz cerrahi yöntemdir. Karın bölgesinden yaklaşık olarak beş tane delikle beş milimetre ve on milimetre çaplarında deliklerden yapılan bir ameliyattır. Hasta yaklaşık olarak bir saat civarında ameliyatta kalmakta ve bir saatin sonunda hasta servise alınabilmektedir. Aynı gün yemek yiyebilmekte hastamız, ertesi günde taburcu olur ve yaklaşık olarak bir hafta sonrada günlük işlerine geri dönebilmektedir.

Reflünün ilaçla tedavisi mümkün müdür?

Reflünün ilaçla tedavisi mümkün değildir. Sadece çok ilerleyen yaşlarda hastalar için önerdiğimiz yöntemlerdir. Çünkü otuzlu ve kırklı yaşlarda daha sık gördüğümüz bir hastalıktır. Yetmiş yaşında ve yandaş hastalıkları olan çok fazla olan hastalar için cerrahi öneremediğimiz durumlarda ilaç tedavisiyle şikayetleri bastırabilmekteyiz. Bir ömür boyunca ilaç kullanmak mümkün müdür ? degildir. Otuz yaşında olan  bir hastamıza önündeki kırk, elli yıl boyunca sürekli ilaç kullandırmak mümkün olmayacağı  için biz cerrahi tedaviyi önermekteyiz.

Reflünün belirtileri en çok hangi hastalıklarla karıştırılır?

Reflü daha çok kulak burun boğazdan, göğüs hastalıklarından, kardiyolojiden bize yönlendirilen hastalarımız mevcuttur. Kronik faranjitle ses kısıklığı, öksürük, ağız kokusu, göğüs ağrısıyla gelen çok hastamız var. Bunun dışında genel cerrahi olarakda midedeki gastrit, ülser ve safra kesesi taşlarıda reflüyle karıştırılabilmektedir.

Hamilelerde ve bebeklerde reflü görülür mü?

Hamilelerde ve bebeklerde de reflü olabilir, ancak bunlar genellikle mevcut durum ortadan kalkınca ya da bebeğin gelişmesiyle birlikte kendiliğinden ortadan kalkan reflülerdir.

Hamilelerde üçüncü aydan sonra karın içi basıncın artmasına bağlı olarak ortaya çıkan reflü gebeliğin sonlanmasıyla birlikte ortadan kalkar.

Bebeklerdeki reflünün nedeni, mide asidinin yemek borusuna geri kaçmasını engelleyen anatomik yapının henüz tam oluşamamasıdır. Genellikle 1-2 yıl içinde bebeğin gelişimi ile birlikte kendiliğinden düzelir.

Reflünün yol açtığı problemler nelerdir?

Reflü genel cerrahi tarafından bakacak olursa; yemek borusu alt uç kısmında kronik tahrişe bağlı olarak yutma güçlüğü ve ileri ki dönemlerde de kansere yol açabilmektedir. Ama bu çok sık gördüğümüz bir durum mu dur? Hayır. Endoskopi kontrolleriyle bunun önüne geçebilmekteyiz. Ama reflü hastalığı barret denilen hastalığa yol açmışsa o şartta cerrahiyi biraz daha ön planda tutmak faydalı olacaktır.

Reflü hastalarının yapmaları gerekenler nelerdir?

Reflü hastaları öncelikle yemek alışkanlıklarını gözden geçirmelidirler. Bunlar için yapılması gerekenler yağlı besinleri ve özellikle alkol tüketimini azaltmaları gerekiyor. Çay, kahve, sarımsak, soğan gibi baharatlar onun dışında domates, nane gibi besinlerde reflü hastalığını artırmaktadır. Bunlardan uzak durmak, yoğun gazlı içeceklerden içmemesi gerekmektedir hastalarımızın, sık sık ve daha az öğünlerle beslenmesi gerekmektedir. Reflü hastası olan hastalarımız için çok dar giysiler giyilmemesi, yatarken baş kısmının biraz daha yukarı pozisyonda olması biraz daha rahat ettirecektir.

Reflü ile ilgili istatiksel veriler varmıdır? Ülke bazında bulunmakta mı dır?

Ülkemiz için ortalama olarak yüzde yirmi ile yüzde otuz civarında görülmektedir. Bu büyük oranda beslenme alışkanlığıyla ilişkili bir durumdur. Amerikan toplumunda yaklaşık olarak yüzde 40’lara varmaktadır . Çünkü onlarda fast-food alışkanlığı çok daha fazla olduğu için daha fazla görülmekte.

× Yardımcı olabilir miyiz?